Antalya'ya döndükten 1 hafta sonra 3 günlük kısa bir izin imkanı bulunca, hem annemi ziyaret etmek, hem de biraz kafa dağıtmak için otobüse atlayıp Kocaeli Değirmendere'nin yolunu tuttum. Peki peki, lafı dolandırmaya gerek yok, LRF takımlarımı da aldım yanıma. Mart sonu İzmit Körfezi'nde en bereketli LRF furyasının başlangıcıdır. Bu bölgede Mart sonuyla Haziran başı arasındaki dönem, iri istavrit, mırmır, eşkina, levrek, baltabaş karagöz ve minekop gibi büyük balıkları kandırmak için en uygun dönemlerin başında gelir. Haziran ayı itibariyle kıyıları küçük istavrit, izmarit, ispari, iskorpit, kaya balığı gibi balıklar bastığı için büyük balıkların yeme vurma yoğunluğu da nispeten azalır. Nisan ve Mayıs ayları kadar yoğun balık olmayacağını bilsem de bu kısa izin kaçamağından umutluydum. Balık tutamasam bile körfezin usta LRF'cilerinden Ömer Soyak'la sohbet ederek olta atmak bile güzel olurdu.
İlk 2 günü olta atamadan geçirdikten sonra nihayet 19 Mart akşamı Ömer Soyak'la kısa bir LRF kaçamağı yapmak üzere sözleştik. Ömer'in fazla vakti olmadığı için beraber en fazla 1 saat olta atabilecektik. Mera seçimimizi daha önce çok bereketli iri istavrit ve mırmır avları gerçekleştirdiğimiz yosun, kum karışımı sığlık meradan yana kullanıp incecik LRF takımlarımız ve silikon kurt/jighead kombinasyonlarıyla atıp çekmeye başladık. Benim elimdeki takım 226 cm, 5-12 g kamış, 20 kalibre makine, 0.07 mm 4 örgü ip ve 1 kulaç 0.18 mm monoflament öncü misinadan oluşuyordu. Kullandığım yem ise gece avlarında favori rengim olan pembe renkli 5 cm'lik silikon kurt ve iğnesinin sağlamlığına çok güvendiğim 2.5 g, 6 no jighead kombinasyonuydu. Mera çok sığ olduğu için yemlerimiz suya düşer düşmez makinemizin telini kapatıp aksiyon vermeden orta hızda sarıyorduk. Bu şekilde 20 dakika kadar atıp çektiğimiz halde vuruş gelmedi. Anlaşılan beklediğimiz iri istavrit sürüleri meraya inmemişti. Şansımızı biraz da 100 m solumuzda kalan iskelenin yanından denemeyi teklif ettiğim halde Ömer kabul etmeyince 10 dakika sonra geri gelirim diyerek Ömer'in yanından ayrıldım.
Yanıma kepçe ya da yedek yem almadan sadece elimdeki kamışla iskelenin yanına kadar yürüyüp atışımı gerçekleştirdim. İlk atışım yaklaşık 20 m mesafeye, iskelenin ayaklarının dibine düştü. Yemin 4-5 m derinlikteki dibe inmesini bekledikten sonra aksiyonsuz orta hızda sarımla çekmeye başladım. Her an iri bir istavrit vuracakmış gibi heyecanla beklediğim halde vuruş gelmedi. Takip eden 4-5 atışta da vuruş alamayınca umudum azaldı. İri istavrit sürüleri burada da değildi. Sabırla denersem mutlaka eşkina, mırmır, karagöz hatta levrek gibi güzel bir balık kandırabileceğime inanıyordum ama vaktimiz sınırlıydı. Ömer'in yanına dönmeden önce son atışlarımı yaptığım sırada beklediğimden daha kuvvetli bir vuruş geldi. Kamışım 2 büklüm olmuş halde makinemden müthiş bir hızla ip boşalıyordu. İncecik takımla adamın dizlerini titretecek cinsten bir kuvvetti bu. Çaresizce balığın yavaşlamasını beklerken o tam tersine daha hızlı fişekledi ve oltadan kurtuldu. Oltayı sarıp yemi kontrol ettiğimde iğnede her hangi bir açılma yoktu. Balık iğneden kurtulup kaçmayı başarmıştı. Heyecandan elimin, ayağımın titremesi geçmeden aynı bölgeye doğru atıp çekmeye devam ettim.
Kaçan balıktan 2 atış sonra kıyıdan 10 m kadar açıkta çok sağlam bir vuruş daha geldi. Yine kamışımı iki büklüm yapan balık muazzam bir hızla kalama alıyordu. Oltanın ucundaki balık her neyse kaçan balıkla aynı türden bir balık olmalıydı. Balık hiç durmadan makinemden ip boşaltırken işimi garantiye almak için kalamamı bir tık gevşetip dua etmeye başladım. Çok şükür ki balık iskelenin ayaklarına doğru değil de açık alana doğru yüzmüştü. Birden kepçemin olmadığı aklıma gelince telefonla Ömer'i aramaya karar verdim. Cebimden çıkardığım telefonla Ömer'i arayıp hoparlörü açıktan sonra telefonu yanımdaki kayanın üzerine bıraktım. Ömer telefonu açınca şunları söylediğimi hatırlıyorum; "Abi çabuk kepçeyi al gel, oltanın ucunda çok büyük bir balık var. Çabuk gel abi!". Ömer 2 dakika sonra her zamanki sakin tavırlarıyla yanıma geldiğinde ben de balığı kontrolüm altına almayı başarmış ama henüz ne olduğunu görememiştim. İyice yorulan balığı kıyıya biraz daha yaklaştırınca suyun üstünde salladığı koca kuyruğunu ve pırıl pırıl gövdesini fark ettik. Oltanın ucundaki LRF takımları için hatrı sayılır boyda bir levrekti. Balığı kaçırmamak için dualar ederek dikkatli bir şekilde kepçenin içine sokunca dünyalar benim oldu. Bu, o zamana kadar LRF takımlarıyla aldığım en büyük levrekti. Avı sonlandırmadan önce bu muhteşem balığı fotoğraflama işine koyulmuşken Ömer'den çok güzel bir teklif geldi. Balığı çabucak fotoğrafladıktan sonra kamera kaydı eşliğinde ölçüm yaparak salarsak hem amatör balıkçılara iyi örnek olacak hem de "Geleceğe Bir Umut Bırak" adlı facebook grubunun düzenlemiş olduğu ödüllü levrek salma yarışmasında birinci sıraya yükselecektik. Ömer'in teklifini sevinçle kabul edip kamera kaydı eşliğinde ölçütüğümüz 62 cm'lik levreği denize iade ettikten sonra avı sonlandırıp evlerimize döndük.
Eve döner dönmez avın fotoğraflarını düzenleme işine koyuldum. İçime sinen birbirinden güzel fotoğraflar olduğunu görünce mutluluğum katlandı. Bana bu denli bir mutluluk yaşatıp geride birbirinden güzel fotoğraflar ve video görüntüsü bırakan bu yakışıklı levreği saldığım için kendimi bir kez daha taktir ettim. Mutlu ve huzurluydum ama bir yanım merada kalmıştı. Değirmendere'ye arabasız geldiğim için 10 dakika içinde 2 levrek vuruşu aldığım merayı bırakıp eve gelmek zorunda kalmıştım. Zaman ilerledikçe denizin çağrısı karşı konulamaz bir hal aldı. Ne yapıp edip benimle balığa gelecek biri bulmalıydım. Telefonuma sarılıp İstanbul Anadolu yakasında yaşayan Selçuk Ataç abimi aradım. Selçuk abi de sanki bu teklifi bekliyormuş gibi aramızda 100 km'den fazla mesafe olduğu halde hemen arabasına atlayıp yola koyuldu. Telefonu kapatmadan önce "Abi acelemiz yok, sakin sakin gel" demeyi de unutmamıştım. Telefon görüşmemizden yaklaşık 1 saat 15 dakika sonra Selçuk abiyle Değirmendere'de buluşup meranın yolunu tuttuk. Meraya varıp oltalarımızı suyla buluşturmaya hazır hale getirdiğimizde saat 01:30'u gösteriyordu.
Balıkları kaçırmamak için fısıltıyla konuşarak usulca iskelenin yanına yanaşıp ilk atışlarımızı gerçekleştirdik. İkimizin oltaların ucunda da aynı 5 cm'lik pembe silikon kurtlar takılı olsa da jighead'lerimiz farklıydı. Yarım saat kadar ikimiz de vuruş alamadan atıp çektikten sonra ilk vuruş bana geldi. Bu muazzam kuvvet ve hız levrekten başkasına ait olamazdı. Akşamki avın aksine bu sefer daha sakindim. Balık hiç durmayacakmış gibi fişeklerken keyifle kalamanın sesini dinledik. Nihayet balık yorulma emareleri gösterince mücadele sırası bana geçti. Kah çekip kah balığın kalama almasına müsaade ederek önümüze kadar getirdiğim balığı Selçuk abinin yardımıyla kepçeleyip dışarı aldık. Yaklaşık 1.5 kiloluk levrekle çabucak birkaç kare fotoğraf çektirdikten sonra sürüden bir balık daha kandırabilmek umuduyla ava dönüp at-çeke devam ettik.
10 dakika kadar sonra benim oltama kuvvetli bir vuruş daha geldi. Bu da diğerleri gibi hatrı sayılır bir levrekti. Çok keyifli bir mücadelenin ardından bu balığı da kepçeleyip dışarı almayı başardık. Kendimden çok, uzaktan gelen misafirimin balık yakalamasını istediğim için elimde yedeği olmayan silikon kurt/jighead kombinasyonunu Selçuk abiye verip ben başka bir muadil yemle denemeye başladım. Ne hikmetse 15-20 dakika sonra gelen vuruş yine benim oltama oldu. Yine güzel bir levrek olduğunu tahmin ettiğim balık müthiş bir süratle sağa sola fişeklerken oltadan kurtulup kaçmayı başardı. Kaçırdığım balıktan sonra tekrar yem değiştirip bu defa favori kurşun kafalı silikon balık modelimin glow ( fosforlu ) renkli micro versiyonu ile denemeye devam ettim. Ben alacağım keyfi almış artık sadece Selçuk abinin de güzel bir levrek kandırması için dua ediyordum. Selçuk abinin nasipsizliği miydi yoksa bir şeyleri farklı mı yapıyorduk bilmiyorum ama bir sonraki vuruş yine bana geldi. Diğerleriyle hemen hemen aynı boydaki bu levrek de keyifli bir mücadelenin ardından kepçeye girdi. Avın devamında Selçuk abinin de vuruş alması için oltalarımızı değiştirmek dahil her yolu denediğimiz halde ikimize de vuruş gelmedi. Benim için çok bereketli ama Selçuk abi için talihsiz geçen avımızı gün ağarırken sonlandırıp kısa bir fotoğraf faslından sonra beraber kahvaltı yapmak üzere Değirmendere sahiline geçtik.
3 günlük kısacık bir izin için 650 km yol gittiğime fazlasıyla değmiş, unutamayacağım bir LRF levrek avı gerçekleştirmiştim. Nasıl şanslı bir günümdeysem yanımdakiler vuruş alamazken benim oltama vuran 6 levrekten 4 tanesini dışarı çıkarabilmiştim. Balık işi böyledir işte. Bilgi, beceri ve tecrübe kadar şans da balık avında önemli bir faktördür. Bazen onlar tutar biz bakarız, bazen de biz tutarız onlar bakar. Selçuk abiyle beraber av yapmaya devam edeceğimize göre bu avın rövanşı bir gün elbet olacaktır. Kim bilir belki sıradaki yazılardan birinin konusu da Selçuk abiyle rövanş avımız olur...
22 Haziran 2016 Çarşamba
16 Haziran 2016 Perşembe
Yuvaya Dönüş
İşim icabı 2 ay boyunca İstanbul ve Ege şehirlerinde kaldıktan sonra nihayet mart ayının ikinci haftasında Antalya'daki evime döndüm. Her ne kadar, Antalya'dan ayrı kaldığım 2 aylık sürenin büyük kısmında ailemle birlikte olsam da insan kendi evini, düzenini ve yaşadığı şehri özlüyor. Tabi ki meraları da unutmamak lazım. İtiraf etmeliyim ki bu süre zarfında en çok da Antalya'daki meralarımda av yapmayı özledim. Antalya'ya vardıktan sonra en fazla bir gün sabredebildim ve 10 mart sabahı gün ağarırken özlediğim mendirek kayalıklarının üzerinden hızlı adımlarla yürüyüşe başlayıp 15 dakika sonra yaklaşık 1 km'lik parkurun sonundaki burna ulaştım.
Hava tam Shore Jigging havasıydı. Mendireğin dış cephesini ve burnunu dövüp, köpük köpük karıştıran dalgalar tercihimi Shore Jigging yapmaktan yana kullanmamı sağladı. 318 cm, 2-4 oz kamış, 20 kg drag gücü olan 65 kalibre makine, 0.30 mm 8 kat örgü ip ve 1 kulaç 0.60 mm FC lider kombinasyonundan oluşan yeni ağır siklet at-çek takımımın ucuna yeni aldığım 40 g zebra glow renkli jigi takıp başladım aksiyona. 20 m'yi bulan derinliklerde, daha çok kısa ve seri zıplatma aksiyonlarıyla yemi dipten orta suya kadar yükseltip tekrar dibe inmesini bekliyor ve bu hareketi yineleyerek yem kıyıya gelene kadar tekrarlıyordum. Bu şekilde sinaritten lahoza, orfozdan yazılı orkinosa kadar çok çeşitli balıklar kandırabilme ihtimalim olsa da benim aklımda hep hayranı olduğum dev sarı kuyruklar, namı diğer kuzular vardı. 1 saat kadar mendirek burnundan liman içine, boğaza ve dış tarafa doğru farklı sektörlerde atışlar gerçekleştirdiğim halde vuruş gelmedi.
Ava başlarkenki heyecanım azalmış, artık yapılması gereken bir görev gibi aksiyonlara devam ediyordum. Çok yorucu olan kısa darbeli, seri sarımlı aksiyonlar yerine neredeyse tamamen büyük ve fasılalı vurdurma aksiyonuna dönmüştüm. Can sıkıntısından kim bilir zihnimde neler dolaşıyorken kıyıya yakın mesafede gelen sağlam bir vuruşla hayaller aleminden uyandım. Nihayet hayalini kurduğum kuzuyu yakalamış olabilir miydim? Heyecandan dizime kadar vuran dalgalara aldırış etmeden kayaların üstünden bir kaç adım aşağı inip yukarı doğru sert vurdurma aksiyonları ve seri sarımla mücadeleye başladım. İlk vuruş anındaki kuvvetten aşırı heyecanlanmama sebep olan balığın aslında çok da büyük olmadığını anlamam uzun sürmedi. Cüssesine göre biraz fazla güç uygulayıp çabucak yüzeye çıkardığım balığın 2 kilo civarı bir yazılı orkinos olduğunu görünce biraz hayal kırıklığına uğrasam da oldum olası sevdiğim yazılı orkinoslar da benim için değerli avlardı. Uzun aradan sonra Antalya'daki ilk avımı tek balıkla sonlandırıp mutlu bir şekilde mendirek kayalıklarının üzerinden geri dönüş yoluna geçtim.
Ertesi gün, 11 mart sabahı da gün ağarırken aynı parkurdan koşar adımlarla yürüyüşe başladım. Bu sefer hava sakin ve deniz pürüzsüz olduğundan mendirek kayalıklarının iç kısmından 42 gramlık kurşun kafalı silikon balıklarla denemek niyetindeydim. Bir önceki bahar ve sonbahar aylarında bu bölgeden aynı yemlerle çoğunluğu kum gridası ( Epinephelus aeneus ) olan çok sayıda lahoz türü kandırmıştım. Bu balıkları, düşük eğimle derinleşen kayalık meralarda kıyıdan yakalamanın ne kadar zor bir iş olduğunu defalarca kere yaşadığım acı tecrübelerden sonra öğrendim. Bu balıklar kesinlikle ince takım kullanmaya ya da mücadele esnasında kalama vermeye gelmez. Güçlü takımlar ve tamamen kapalı kalama ile çok süratli bir şekilde çekilmediği taktirde ilk fırsatta mağaraya girerek takımı kesen bu agrasif delikanlıların gücünü asla hafife almamam gerektiğini bildiğimden her türlü önlemimi almıştım. İri bir lahoz tutmayalı uzun zaman olmuştu. Acaba meraya teşrif etmişler miydi yoksa henüz zamanı gelmemiş miydi? Bu düşünceler içinde üzerinden olta atabileceğim, suya yakın, yüksekçe bir kaya bulup kalamamı tamamen kapattıktan sonra başladım atıp çekmeye.
Yeni ağır siklet at-çek takımımla yaklaşık 40 m mesafeye gönderdiğim yemi diplettikten sonra kah orta hızda düz sarımla, kah yukarı aşağı zıplatma aksiyonlarıyla çekiyor, kıyıdan 10-15 metre mesafe içindeki aşırı kayalık olan kısım hariç arada dipten yükselen yemi tekrar dipletiyordum. Orfoz, lahoz gibi balıkların avında yem dibe ne kadar yakın olursa başarı ihtimali o kadar yüksek olsa da yem dibe yaklaştıkça takılma ihtimali de artıyor. Bu yüzden dip tabiatını iyi tanıdığım bölgelerde kayaların bitip kumun başladığı kısımda yemi dibe oldukça yakın çekip, kayalık kısımda zemin eğimine göre yemi kademeli olarak dipten yükselterek çekmeye çalışıyorum. Balıklar iştahlı olduğu zamanlarda dipten 2-3 m yüksekten geçen yemi bile yıldırım hızıyla saldırıp yutabiliyor. Sonrasında yaptıkları şey de yıldırım hızıyla mağaralarına geri dönmek oluyor. Bahar sezonunun ikinci mendirek avında hedefime bu belalı balıkları almış mendirek boyunca yer değiştirerek atıp çekmeye devam ediyordum. Ava başlayalı yarım ile 1 saat arası olmuştu ki beklediğim balık oltaya bindi. Balık kıyıdan epey açıkta, kumluk alanda vurduğu için mağaraya girmesine müsaade etmeden kıyıya getirme şansım yüksekti. Ama yine de bu balıkların şakası olmadığını bildiğim için hiç boşluk vermeden çok süratli bir şekilde kamışımı yukarı vurdurarak balığı çekmeye başladım. Kamışım iki büklüm olmuş şekilde, aman tanımadan kıyıya getirdiğim balık yine çok yakışıklı bir kum gridasıydı. Sakince kepçeleyip 2016 senesinin ilk hatrı sayılır kum gridasını dışarı alınca derin bir oh çektim.
Alacağımı almış olmanın rahatlığıyla, kafamda avı büyük ölçüde bitirmiştim. Balığı yakaladıktan sonra benim için en önemli kısım olan fotoğraflama işine geçtim. Özellikle de tamamen ambarlanan 16 cm'lik yemin balığın ağzının içindeki görüntüsünü fotoğraflamamak olmazdı. İçime sinen birkaç fotoğraf karesinden sonra aynı yemle öylesine birkaç atış daha gerçekleştirip avı sonlandırdım. Şükürler olsun ki Antalya'ya döndükten hemen sonra deniz bana cömert davranmış ve özlediğim balıklara çabucak kavuşmamı sağlamıştı. Sırada koca bir sezon, yeni hayaller ve yeni heyecanlar var...
Hava tam Shore Jigging havasıydı. Mendireğin dış cephesini ve burnunu dövüp, köpük köpük karıştıran dalgalar tercihimi Shore Jigging yapmaktan yana kullanmamı sağladı. 318 cm, 2-4 oz kamış, 20 kg drag gücü olan 65 kalibre makine, 0.30 mm 8 kat örgü ip ve 1 kulaç 0.60 mm FC lider kombinasyonundan oluşan yeni ağır siklet at-çek takımımın ucuna yeni aldığım 40 g zebra glow renkli jigi takıp başladım aksiyona. 20 m'yi bulan derinliklerde, daha çok kısa ve seri zıplatma aksiyonlarıyla yemi dipten orta suya kadar yükseltip tekrar dibe inmesini bekliyor ve bu hareketi yineleyerek yem kıyıya gelene kadar tekrarlıyordum. Bu şekilde sinaritten lahoza, orfozdan yazılı orkinosa kadar çok çeşitli balıklar kandırabilme ihtimalim olsa da benim aklımda hep hayranı olduğum dev sarı kuyruklar, namı diğer kuzular vardı. 1 saat kadar mendirek burnundan liman içine, boğaza ve dış tarafa doğru farklı sektörlerde atışlar gerçekleştirdiğim halde vuruş gelmedi.
Ava başlarkenki heyecanım azalmış, artık yapılması gereken bir görev gibi aksiyonlara devam ediyordum. Çok yorucu olan kısa darbeli, seri sarımlı aksiyonlar yerine neredeyse tamamen büyük ve fasılalı vurdurma aksiyonuna dönmüştüm. Can sıkıntısından kim bilir zihnimde neler dolaşıyorken kıyıya yakın mesafede gelen sağlam bir vuruşla hayaller aleminden uyandım. Nihayet hayalini kurduğum kuzuyu yakalamış olabilir miydim? Heyecandan dizime kadar vuran dalgalara aldırış etmeden kayaların üstünden bir kaç adım aşağı inip yukarı doğru sert vurdurma aksiyonları ve seri sarımla mücadeleye başladım. İlk vuruş anındaki kuvvetten aşırı heyecanlanmama sebep olan balığın aslında çok da büyük olmadığını anlamam uzun sürmedi. Cüssesine göre biraz fazla güç uygulayıp çabucak yüzeye çıkardığım balığın 2 kilo civarı bir yazılı orkinos olduğunu görünce biraz hayal kırıklığına uğrasam da oldum olası sevdiğim yazılı orkinoslar da benim için değerli avlardı. Uzun aradan sonra Antalya'daki ilk avımı tek balıkla sonlandırıp mutlu bir şekilde mendirek kayalıklarının üzerinden geri dönüş yoluna geçtim.
Ertesi gün, 11 mart sabahı da gün ağarırken aynı parkurdan koşar adımlarla yürüyüşe başladım. Bu sefer hava sakin ve deniz pürüzsüz olduğundan mendirek kayalıklarının iç kısmından 42 gramlık kurşun kafalı silikon balıklarla denemek niyetindeydim. Bir önceki bahar ve sonbahar aylarında bu bölgeden aynı yemlerle çoğunluğu kum gridası ( Epinephelus aeneus ) olan çok sayıda lahoz türü kandırmıştım. Bu balıkları, düşük eğimle derinleşen kayalık meralarda kıyıdan yakalamanın ne kadar zor bir iş olduğunu defalarca kere yaşadığım acı tecrübelerden sonra öğrendim. Bu balıklar kesinlikle ince takım kullanmaya ya da mücadele esnasında kalama vermeye gelmez. Güçlü takımlar ve tamamen kapalı kalama ile çok süratli bir şekilde çekilmediği taktirde ilk fırsatta mağaraya girerek takımı kesen bu agrasif delikanlıların gücünü asla hafife almamam gerektiğini bildiğimden her türlü önlemimi almıştım. İri bir lahoz tutmayalı uzun zaman olmuştu. Acaba meraya teşrif etmişler miydi yoksa henüz zamanı gelmemiş miydi? Bu düşünceler içinde üzerinden olta atabileceğim, suya yakın, yüksekçe bir kaya bulup kalamamı tamamen kapattıktan sonra başladım atıp çekmeye.
Yeni ağır siklet at-çek takımımla yaklaşık 40 m mesafeye gönderdiğim yemi diplettikten sonra kah orta hızda düz sarımla, kah yukarı aşağı zıplatma aksiyonlarıyla çekiyor, kıyıdan 10-15 metre mesafe içindeki aşırı kayalık olan kısım hariç arada dipten yükselen yemi tekrar dipletiyordum. Orfoz, lahoz gibi balıkların avında yem dibe ne kadar yakın olursa başarı ihtimali o kadar yüksek olsa da yem dibe yaklaştıkça takılma ihtimali de artıyor. Bu yüzden dip tabiatını iyi tanıdığım bölgelerde kayaların bitip kumun başladığı kısımda yemi dibe oldukça yakın çekip, kayalık kısımda zemin eğimine göre yemi kademeli olarak dipten yükselterek çekmeye çalışıyorum. Balıklar iştahlı olduğu zamanlarda dipten 2-3 m yüksekten geçen yemi bile yıldırım hızıyla saldırıp yutabiliyor. Sonrasında yaptıkları şey de yıldırım hızıyla mağaralarına geri dönmek oluyor. Bahar sezonunun ikinci mendirek avında hedefime bu belalı balıkları almış mendirek boyunca yer değiştirerek atıp çekmeye devam ediyordum. Ava başlayalı yarım ile 1 saat arası olmuştu ki beklediğim balık oltaya bindi. Balık kıyıdan epey açıkta, kumluk alanda vurduğu için mağaraya girmesine müsaade etmeden kıyıya getirme şansım yüksekti. Ama yine de bu balıkların şakası olmadığını bildiğim için hiç boşluk vermeden çok süratli bir şekilde kamışımı yukarı vurdurarak balığı çekmeye başladım. Kamışım iki büklüm olmuş şekilde, aman tanımadan kıyıya getirdiğim balık yine çok yakışıklı bir kum gridasıydı. Sakince kepçeleyip 2016 senesinin ilk hatrı sayılır kum gridasını dışarı alınca derin bir oh çektim.
Alacağımı almış olmanın rahatlığıyla, kafamda avı büyük ölçüde bitirmiştim. Balığı yakaladıktan sonra benim için en önemli kısım olan fotoğraflama işine geçtim. Özellikle de tamamen ambarlanan 16 cm'lik yemin balığın ağzının içindeki görüntüsünü fotoğraflamamak olmazdı. İçime sinen birkaç fotoğraf karesinden sonra aynı yemle öylesine birkaç atış daha gerçekleştirip avı sonlandırdım. Şükürler olsun ki Antalya'ya döndükten hemen sonra deniz bana cömert davranmış ve özlediğim balıklara çabucak kavuşmamı sağlamıştı. Sırada koca bir sezon, yeni hayaller ve yeni heyecanlar var...
30 Mayıs 2016 Pazartesi
İnterview About LRF
How did you get started LRF fishing?
My first LRF session was in Spring of 2011. That was the first time I tried small 2.5 gr jigheads with little worm type softbaits of 4 cm and my target was as usual the jackmackerel ( aji ). Until the day I tried that, I was catching those fish by freespooled natural baits like shrimp, mussels, worms etc. But that day made me frustrated that I was catching those fish by tiny lures and oldschool baitfishing was history for me. To be honest I didn't have proper LRF equipment those days and fished with using 10-30 g spinning rod for a while with small jigheads and worms. In this period I caught many species that I was not used to catch with lures and that made me even more excited and curious. For a long period I searched shop by shop for LRF type equipment and ultralight lures but than I realised that LRF technique is unknown in our country those days. Today when I look at the fishing community and tackle shops it developed a lot about LRF style fishing and day by day more people are into LRF, which is a very popular tehnique today.
What is it that intriques/fascinates you abot LRF?
First of all LRF covers a lot. The lure range is endless and this factor makes LRF a technique that is very interesting to any angler. With this technique any species of fish is catchable and unlike other forms of lure fishing a blank session is nearly impossible which makes LRF even more interesting. Cathing any species with imitative lures is a great fun and exciting way and with LRF techniques feeling those emotions is easier for everyone. What attracts me in this type of fishing most is that the equipment is so light that I can feel every tug and headshake of any fish I catch. Even the smaller quarry put up a good fight on LRF setup. This makes LRF fishing exciting and if anything bigger hits your lure it becomes an adrenalin rush. Rod bends at maximum, non stop drag going on and expecting to lose the fish any second makes it another level of excitement. Long story short, LRF is an enjoyable and easy way of excitement for all people ranging from kids to seniors.
What kind of gear would you recommend for LRF and why?
LRF is the lightest way of lure fishing that requires miniature lures of any kind. In this technique rods must be chosen according to lures and actions lures will do. Two kind distinguish LRF rods the solid and tubuler tip rods. Solid tip rods are more flexible and more resistant to bending while tubular rods are fast action and more rigid type stronger rods. In most cases LRF lures are jighead/softbait combinations and for this type of fishing 0-5 g, 0.5-7 g or similar rods of 180-230 cm are ideal. For faster fish, tubular stronger rods are more suitable like 0-10 g or 3-12 g etc range is ideal in 180-270 cm lengths. Reels must be suitable to rods chosen 500/1000/1500/2000 and for bigger fish 2500 size reels are ideal for LRF. If there is no need fast retrieve, gear ratio between 5.1-5.3 is adequate. But if there is need for leverage and fast reeling, a gear ratio between 5.7-6.1 is a must. For reeling lines monofİlament or fluorocarbon are the most used types in 010-0.16 mm, in risky situations and bigger fish, 0.20 mm can be used. For feeling and sensitivity, spectra or pe lines are used but for invisibility, elasticity and absorption as mentioned above mono and FC material are used for leader. For leader materials as braid to mono; 0.04 to 0.16, 0.06-0.16-0.18 and 0.10 to 0.18-0.20 mm and etc...
What kind of lures do you prefer for LRF?
The majority of the lures that I use are soft worm type baits with jighead combinations of 1.5 to 4 gr. I found that saltwater worms are on the menu of both small and larger species. Another thing I realised is during the daytime worms are hiding under mussel beds and vegetation but at night worms swim freely, that's what attract many species I managed to catch such as big jackmackerels, cornivas, mormora breams, black seabreams, gobies, scorpionfish, annular breams, combers and even seabass. The best colors I fished at night are pink and orange. After those two, white and red are the most common ones I use. I decieved nearly any fish in the sea of Marmara with these combinations. Until today I also used small hardbaits ( diving, sinking, topwater ), micro jigs, micro spoons and spinners. All of them proved theirselves on many occasions and provided me good catches. Especially during fishing in Mediterranean micro jigs proved very effective with both micro jigging action and fast reeling water column, I decieved bluefish, blue runners, saddled breams, needle fish and even young groupers. In last year I also found micro poppers attracts like magnets and it's great fun even to watch the top water attacks. Long story short I enjoy trying new lures and seeing the result on LRF everytime.
Is there one specific lure type that you reccomend for LRF?
As I can say lures differ from season to season and fishing spot but if you ask me one bait that is succesful on any day, anywhere, its the combination of worm type softbaits and jigheads. For these lures there are always one or more species catchable both in freshwater and saltwater. If you hop a combination of 4,6, 8 no hook and a light jighead made from it with a 4-5 cm worm lure if through rocky bottom, it won't be long before you get a bite. Biodegradeble scented worm lures are even better, they entice any fish sooner. But these baits are very soft and small fish with teeth are a real problem when using this type of baits and sometimes even unscented baits get cut off by those nuisance fish. The best solution is a small stinger type assist to be used on the jighead.
What are the most important factors in succeeding with LRF?
The success rate mainly depends on your knowledge on LRF habits of the species like when, where, what they eat etc. This way adjusting right combinations with right tackle, in right place and right time, there is nothing in between you and a succesfull session.
How do you fish your lures?
This is one of the hardest quetions to answer. There are so many reasons to tell about how I decide my lure actions. Let me try to describe some; as we all know every lure type has one or more standart actions to use which needs some tuning based on fish behavior, weather, water temperature and water clarity. In worm/jighead combinations for instance when I am fishing in a shallow spot, I first cast and retrieve staight throuh surface layers, if I am fishing from a deep pier for same fish I let my lure sink and the retrieve at constant speed or ups and downs in static or both to draw interest of the fish. Another example is when I try for bottom fish like cornivas, mormora breams, black breams and wrasse, I try to minimalise my actions and keep the lure closest possible to the bottom. The main point is drawing the interest of fish. Different actions sometimes prove success also. There are too many species, baits and actions to tell everything here. Last of all I want to tell about an action for micro jigs I found out especially for bluefish, little tunny, needlefish, saddled breams and blue runners is after casting a jig, I hold rod tip hight and reeling fast with small rod tip actions. This way jig scatters and skips on the surface and sending vibrations and sounds to those aggrasive pellagic fish to home on and provides solid strikes. As you can see, you can experiment and try different things and find out your own ways of using lures. Sometimes you must think like a fish to find out best ways to fish.
What coastal features do you pay attention to? And are you occupied with wind directions, water levels, lunar phases?
When I am choosing a spot to fish, I try to consider what species I am targeting. But I must say most species we target on LRF gear are smaller fish that are very abundant in different types of habitats, so selecting fishing spot is easier than predator fishing. This makes easy access spots very good for LRF fun fishing. Telling here each species' preference is pointless due to too many species to catch on LRF tecnique. In general, piers, horbours, ports, marinas, estuarine habitats, mussel beds and weedy coves are all good LRF venues. By the way wind and wind direction is critical when I am choosing spots, due to inshore coming winds directly decrease our casting ability with light baits, jigheads etc. But in day time mild winds that churn up shorelines are great conditions for micro jigging. Last of all I can say that I don't check lunar phases and tide charts, because water level change are nearly not a factor in our waters.
How do you nrmally fish a new coastal spot - one you've never fished before?
As I must say honestly, before I go to a new venue I always chat with seasoned local anglers that fised there fot information. Also social networks and platforms are good for checking the usual cathes in vicinity. A new venue can look all well but can be emptied of fish by poachers, commercial fishing and spearfisherman, so checking before trying is always an advantage in new places. If there is no information available, I start by checking out spots most adequate for species I search for and trying to develop my own data of the fishing ability in habitat.
Any key advice for people who would like to get started with LRF?
I can tell any newcomer to LRF tecnique, "It's not about cathing big fish, it's about cathing whatever you can and having the most fun out of it". This tecnique provides us having fun without efforts of catching monsters. With LRF tackle you will fish for many species and have fun. Also in time you'll get knowledge and catch more sizeable fish and have more fun and enjoyment. And in time, with bigger fish on LRF tackle, fighting and landing sizeable fish become more of an adrenaline rush and excitiment for you and you will live it again and again every other fish.
Do you have any speciel LRF experiences/memories you'd like to share?
If I go back in my memories I can't even remember all so many exciting sessions and catches I made in years. It's hard to tell one from another. But to be deliberate in one case, I can tell you of one session in march of 2015 the amberjack I landed on LRF tackle with a soft sandeel bait with jighead of 10 grams.Fish was nearly 5 kg and the fight was undescribeable and the feeling of joy and accomplishment. The first run was a nightmare, thought it would never stop. With my rod buckled to the max and drag of reel screaming was out of my leauge. I felt powerless against this animal. I managed to take control after 5 minutes of fast runs. Fish then started showing signs of tiredness and I started properly fighting and guiding it. It felt like a lifetime to me but fight ended in 15 minutes and the LRF trophy of my life was in the landing net. After and before that I had many memories like this one but this one was very special for me. Last of all I must ask everyone "what do you wait for living those emotions in LRF dreamland?"
My first LRF session was in Spring of 2011. That was the first time I tried small 2.5 gr jigheads with little worm type softbaits of 4 cm and my target was as usual the jackmackerel ( aji ). Until the day I tried that, I was catching those fish by freespooled natural baits like shrimp, mussels, worms etc. But that day made me frustrated that I was catching those fish by tiny lures and oldschool baitfishing was history for me. To be honest I didn't have proper LRF equipment those days and fished with using 10-30 g spinning rod for a while with small jigheads and worms. In this period I caught many species that I was not used to catch with lures and that made me even more excited and curious. For a long period I searched shop by shop for LRF type equipment and ultralight lures but than I realised that LRF technique is unknown in our country those days. Today when I look at the fishing community and tackle shops it developed a lot about LRF style fishing and day by day more people are into LRF, which is a very popular tehnique today.
What is it that intriques/fascinates you abot LRF?
First of all LRF covers a lot. The lure range is endless and this factor makes LRF a technique that is very interesting to any angler. With this technique any species of fish is catchable and unlike other forms of lure fishing a blank session is nearly impossible which makes LRF even more interesting. Cathing any species with imitative lures is a great fun and exciting way and with LRF techniques feeling those emotions is easier for everyone. What attracts me in this type of fishing most is that the equipment is so light that I can feel every tug and headshake of any fish I catch. Even the smaller quarry put up a good fight on LRF setup. This makes LRF fishing exciting and if anything bigger hits your lure it becomes an adrenalin rush. Rod bends at maximum, non stop drag going on and expecting to lose the fish any second makes it another level of excitement. Long story short, LRF is an enjoyable and easy way of excitement for all people ranging from kids to seniors.
What kind of gear would you recommend for LRF and why?
LRF is the lightest way of lure fishing that requires miniature lures of any kind. In this technique rods must be chosen according to lures and actions lures will do. Two kind distinguish LRF rods the solid and tubuler tip rods. Solid tip rods are more flexible and more resistant to bending while tubular rods are fast action and more rigid type stronger rods. In most cases LRF lures are jighead/softbait combinations and for this type of fishing 0-5 g, 0.5-7 g or similar rods of 180-230 cm are ideal. For faster fish, tubular stronger rods are more suitable like 0-10 g or 3-12 g etc range is ideal in 180-270 cm lengths. Reels must be suitable to rods chosen 500/1000/1500/2000 and for bigger fish 2500 size reels are ideal for LRF. If there is no need fast retrieve, gear ratio between 5.1-5.3 is adequate. But if there is need for leverage and fast reeling, a gear ratio between 5.7-6.1 is a must. For reeling lines monofİlament or fluorocarbon are the most used types in 010-0.16 mm, in risky situations and bigger fish, 0.20 mm can be used. For feeling and sensitivity, spectra or pe lines are used but for invisibility, elasticity and absorption as mentioned above mono and FC material are used for leader. For leader materials as braid to mono; 0.04 to 0.16, 0.06-0.16-0.18 and 0.10 to 0.18-0.20 mm and etc...
What kind of lures do you prefer for LRF?
The majority of the lures that I use are soft worm type baits with jighead combinations of 1.5 to 4 gr. I found that saltwater worms are on the menu of both small and larger species. Another thing I realised is during the daytime worms are hiding under mussel beds and vegetation but at night worms swim freely, that's what attract many species I managed to catch such as big jackmackerels, cornivas, mormora breams, black seabreams, gobies, scorpionfish, annular breams, combers and even seabass. The best colors I fished at night are pink and orange. After those two, white and red are the most common ones I use. I decieved nearly any fish in the sea of Marmara with these combinations. Until today I also used small hardbaits ( diving, sinking, topwater ), micro jigs, micro spoons and spinners. All of them proved theirselves on many occasions and provided me good catches. Especially during fishing in Mediterranean micro jigs proved very effective with both micro jigging action and fast reeling water column, I decieved bluefish, blue runners, saddled breams, needle fish and even young groupers. In last year I also found micro poppers attracts like magnets and it's great fun even to watch the top water attacks. Long story short I enjoy trying new lures and seeing the result on LRF everytime.
Is there one specific lure type that you reccomend for LRF?
As I can say lures differ from season to season and fishing spot but if you ask me one bait that is succesful on any day, anywhere, its the combination of worm type softbaits and jigheads. For these lures there are always one or more species catchable both in freshwater and saltwater. If you hop a combination of 4,6, 8 no hook and a light jighead made from it with a 4-5 cm worm lure if through rocky bottom, it won't be long before you get a bite. Biodegradeble scented worm lures are even better, they entice any fish sooner. But these baits are very soft and small fish with teeth are a real problem when using this type of baits and sometimes even unscented baits get cut off by those nuisance fish. The best solution is a small stinger type assist to be used on the jighead.
What are the most important factors in succeeding with LRF?
The success rate mainly depends on your knowledge on LRF habits of the species like when, where, what they eat etc. This way adjusting right combinations with right tackle, in right place and right time, there is nothing in between you and a succesfull session.
How do you fish your lures?
This is one of the hardest quetions to answer. There are so many reasons to tell about how I decide my lure actions. Let me try to describe some; as we all know every lure type has one or more standart actions to use which needs some tuning based on fish behavior, weather, water temperature and water clarity. In worm/jighead combinations for instance when I am fishing in a shallow spot, I first cast and retrieve staight throuh surface layers, if I am fishing from a deep pier for same fish I let my lure sink and the retrieve at constant speed or ups and downs in static or both to draw interest of the fish. Another example is when I try for bottom fish like cornivas, mormora breams, black breams and wrasse, I try to minimalise my actions and keep the lure closest possible to the bottom. The main point is drawing the interest of fish. Different actions sometimes prove success also. There are too many species, baits and actions to tell everything here. Last of all I want to tell about an action for micro jigs I found out especially for bluefish, little tunny, needlefish, saddled breams and blue runners is after casting a jig, I hold rod tip hight and reeling fast with small rod tip actions. This way jig scatters and skips on the surface and sending vibrations and sounds to those aggrasive pellagic fish to home on and provides solid strikes. As you can see, you can experiment and try different things and find out your own ways of using lures. Sometimes you must think like a fish to find out best ways to fish.
What coastal features do you pay attention to? And are you occupied with wind directions, water levels, lunar phases?
When I am choosing a spot to fish, I try to consider what species I am targeting. But I must say most species we target on LRF gear are smaller fish that are very abundant in different types of habitats, so selecting fishing spot is easier than predator fishing. This makes easy access spots very good for LRF fun fishing. Telling here each species' preference is pointless due to too many species to catch on LRF tecnique. In general, piers, horbours, ports, marinas, estuarine habitats, mussel beds and weedy coves are all good LRF venues. By the way wind and wind direction is critical when I am choosing spots, due to inshore coming winds directly decrease our casting ability with light baits, jigheads etc. But in day time mild winds that churn up shorelines are great conditions for micro jigging. Last of all I can say that I don't check lunar phases and tide charts, because water level change are nearly not a factor in our waters.
How do you nrmally fish a new coastal spot - one you've never fished before?
As I must say honestly, before I go to a new venue I always chat with seasoned local anglers that fised there fot information. Also social networks and platforms are good for checking the usual cathes in vicinity. A new venue can look all well but can be emptied of fish by poachers, commercial fishing and spearfisherman, so checking before trying is always an advantage in new places. If there is no information available, I start by checking out spots most adequate for species I search for and trying to develop my own data of the fishing ability in habitat.
Any key advice for people who would like to get started with LRF?
I can tell any newcomer to LRF tecnique, "It's not about cathing big fish, it's about cathing whatever you can and having the most fun out of it". This tecnique provides us having fun without efforts of catching monsters. With LRF tackle you will fish for many species and have fun. Also in time you'll get knowledge and catch more sizeable fish and have more fun and enjoyment. And in time, with bigger fish on LRF tackle, fighting and landing sizeable fish become more of an adrenaline rush and excitiment for you and you will live it again and again every other fish.
Do you have any speciel LRF experiences/memories you'd like to share?
If I go back in my memories I can't even remember all so many exciting sessions and catches I made in years. It's hard to tell one from another. But to be deliberate in one case, I can tell you of one session in march of 2015 the amberjack I landed on LRF tackle with a soft sandeel bait with jighead of 10 grams.Fish was nearly 5 kg and the fight was undescribeable and the feeling of joy and accomplishment. The first run was a nightmare, thought it would never stop. With my rod buckled to the max and drag of reel screaming was out of my leauge. I felt powerless against this animal. I managed to take control after 5 minutes of fast runs. Fish then started showing signs of tiredness and I started properly fighting and guiding it. It felt like a lifetime to me but fight ended in 15 minutes and the LRF trophy of my life was in the landing net. After and before that I had many memories like this one but this one was very special for me. Last of all I must ask everyone "what do you wait for living those emotions in LRF dreamland?"
26 Mayıs 2016 Perşembe
LRF Üzerine Röportaj
1. LRF disiplinine nasıl başladınız?
LRF tekniğini ilk defa 2011 baharında 2.5 gramlık zokalara iliştirdiğim 4 cm'lik silikon kurtlarla iskele ayaklarının çevresinde iri istavrit avında tecrübe ettim. O zamana kadar sadece teke, midye vb. doğal yemler ve şeytan oltasıyla yakaladığım iri istavritleri sahte yemlerle yakalayabiliyor olmak beni çok heyecanlandırmıştı. İşin aslı o zamanlar tam anlamıyla bir LRF takımım olmadığı için LRF disiplininin gerçek keyfinden haberdar değildim. Bir süre 10-30 g atarlı spin kamışım ve silikon kurt/jighead kombinasyonlarıyla avlanmaya devam ettim. Yapay yemlerle yakalanmayacağını düşündüğüm farklı türler yakaladıkça bu disipline olan merakım arttı. Uzun bir süre dükkan dükkan gezip LRF için hafif ekipmanlar ve yeni yemler aradım. O zamanlar ülkemizde çok az insanın bilip uyguladığı bu disiplinle alakalı sektörün olmayışını fark etmem geç olmadı. Bugün baktığımızda ise her geçen gün daha fazla kişinin merak saldığı LRF disipliniyle alakalı ülkemizde dev bir sektör var.
2. LRF disiplininde sizi cezbeden şey ne?
LRF disiplini çok kapsamlı bir konu. Kullanılan yapay yem yelpazesinin çok geniş olması ve avlanabilecek tür sayısının fazlalığı LRF disiplinini bu kadar popüler yapan faktörlerin başında geliyor. Bu disiplinle neredeyse bütün balık türlerini yakalamak mümkün olduğundan diğer at-çek disiplinlerinin aksine avdan boş dönme ihtimali de yok denecek kadar az. Bir balığı doğal yemler yerine onların taklitleriyle yakalamak son derece heyecanlı ve eğlenceli bir iştir. LRF disiplini sayesinde bu duyguyu yaşamak çok daha kolay. Bu disiplinde beni cezbeden diğer bir faktörse kullanılan takımların çok hafif ve hassas olması. Bu sayede yakalanan en küçük balıkta bile müthiş bir heyecan ve mücadele yaşanıyor. Mücadele esnasında balığın tüm kafa darbelerini ve manevralarını kamışın ucunda hissetmek avcıya çok ayrı bir keyif yaşatıyor. Biraz daha iri balıklarda ise kelimenin tam anlamıyla adrenalin patlaması yaşanıyor. Maksimum eğilen kamış, hiç susmayan kalama sesi ve her an balığı kaybetme korkusu tarifi olmayan bir heyecana dönüşüyor. Kısacası LRF disiplini 7'den 70'e herkese hitap eden son derece kolay, eğlenceli ve heyecan dolu bir balıkçılık alternatifi sunuyor.
3. LRF için ne tür takımlar tavsiye edersiniz ve neden?
LRF disiplini her çeşit yapay yemin minyatür boyda olanlarıyla uygulanan, at-çek avcılığının en hafif sınıfıdır. Bu disiplinde takım seçimi, kullanılacak yeme ve o yeme verilecek aksiyon şekline göre yapılmalıdır. LRF kamışlarında "solid ve "tubular" olmak üzere iki ayrı uç tipi bulunur. Çok hafif silikon/jighead kombinasyonları için daha esnek ve kırılganlığı düşük olan solid uçlar, sert aksiyon isteyen maket ve metal yemler içinse esneme kabiliyeti düşük olan tubular uçlar tercih edilmelidir. LRF disiplininde kullanılan yemlerin büyük bir yüzdesini oluşturan silikon/jighead kombinasyonları için atış gramaj aralığı 0-5 g, 0.5-7 g gibi uç hassasiyeti yüksek olan ve 180-230 cm arası kamışlar, nispeten daha büyük ve hızlı balıkların hedeflendiği diğer uygulamalar içinse atış gramaj aralığı 0-10 g, 3-12 g vb. olan ve 180-270 cm arası kamışlar daha uygundur. Makine seçimi de kamışla uyumlu ve hafif olmalıdır. 500, 1000, 1500, 2000 ve büyük avlar için 2500 kalibrelik makineler bu iş için uygundur. Sarım hızı gerekmediği sürece 5.1, 5.3 gibi düşük devirli makineler tercih edilmelidir. Daha hızlı avlar içinse 5.7, 6.1 gibi yüksek devirli makineler daha uygundur. Bobinaj materyali olarak monoflament veya florokarbon misinalar kullanılacaksa 0.10-0.16 mm, büyük avlar hedefleniyorsa 0.20 mm'ye kadar kalınlıklar seçilmelidir. Vuruş hassasiyeti ve yem üzerinde tam kontrol içinse spectra ipler ve süper örgüler kullanılmalıdır. Görünmezlik, şokların absorbasyonu ve sürtünme direnci için bu iplerin önüne mono veya FC avcı beden ( leader ) misinarı eklemek avın verimini büyük ölçüde arttıracaktır. Spectra ipler/süper örgüler ve avcı beden misinaları için kalınlık tercihleri "0.04/0.16 mm", "0.06/0.16-0.18 mm", "0.10/0.18-0.20 mm ve üzeri" vb. olmalıdır.
4. LRF disiplininde ne tür yemler tercih ediyorsunuz?
LRF avlarında kullandığım yemlerin büyük çoğunluğunu silikon kurtlar ve 1-10 m derinlikler için 1.5-4 g arası jighead kombinasyonları oluşturuyor. Deniz kurtları en küçüğünden en büyüğüne kadar bütün balıkların mönüsüne girdiği için bu tip yemlerle yakalanabilecek tür sayısı da diğer bütün yem tiplerinden daha fazla. Ben de LRF disipliniyle avlanmaya başladığımdan beri silikon kurt/jighead kombinasyonlarıyla sayısız balık türü yakalama fırsatı buldum. Çoğunlukla bu tip yemlerle avlandığım Marmara denizinde asıl hedefim olan iri istavritlerin peşindeyken eşkinadan, mırmıra, sargozdan, levreğe, iskorpitten, hani balığına, ispariden, kayabalığına, hemen hemen bölgede yaşayan bütün balık türlerini kandırdım. Şunu belirtmekte fayda var ki doğal deniz kurtları gündüz kaya ve midye aralarında saklanıp gece aktif oldukları için bu yem tipleriyle çok büyük oranla gece avlarında başarı sağladım. Gece avlarında en çok verim aldığım renk olan pembeyi beyaz, turuncu ve kırmızı renkleri takip etti. Bugüne kadar LRF disipliniyle silikon kurt/jighead kombinasyonları dışında mini jigler, mini maket balıklar ( dalan, batan, su üstü ), her türlü silikon balıklar, silikon karides/yengeç taklitleri, mini vibrasyon yemleri ve mini kaşık/döner kaşıklar gibi bütün yem tipleriyle balık yakalama şansı buldum. Özellikle Akdeniz avlarımda en çok keyif ve verim aldığım yem tiplerinden biri de mini jigler oldu. Mini jiglere kah micro jigging aksiyonu yaptırarak, kah hızlı düz sarımla çekerek melanurdan, lüfere, tralden, istavrite, zarganadan genç lahozlara kadar çok sayıda farklı türde başarı sağladım. Son zamanlarda en çok keyif aldığım LRF yemlerinin arasına mini popper'lar da girdi. Kamışa küçük titreşim hareketleri yaptırarak çektiğimiz mini popper'a gelen su üstü saldırılarını seyretmek bile ayrı bir keyif. Ayrıca mini popper'ların en isteksiz balıkları bile mıknatıs gibi kendine çektiğine de defalarca kere şahit oldum. Kısacası LRF disipliniyle avlanırken yeni şeyler denemek ve olumlu sonuçlar aldığımı görmekten büyük keyif alıyorum.
5. LRF disiplini için özellikle tavsiye edebileceğiniz bir yem tipi var mı?
Hedeflenen balık türüne ve mera şartlarına göre yem tavsiyelerim değişse de genel olarak tavsiye edeceğim tek bir yem tipi sorulursa cevabım kesinlikle silikon kurt/jighead kombinasyonları olur. Bu tip yemlerle tatlı su ve denizlerde her zaman için kandırabilecek bir ya da birden fazla tür vardır. 4/6/8 numara iğneli hafif bir jighead ve 2-5 cm arası silikon kurt kombinasyonlarını özellikle kayalık diplerde yukarı aşağı oynatarak gezdirdiğimiz taktirde vuruşun gelmesi uzun sürmez. Koku esanslı bir sıvı içerisinde satılan silikon kurtlarsa kelimenin tam anlamıyla balıkları kendine çeker. Fakat bu yemlerin kokusuz silikon kurtlara göre kolay parçalanma ve pahalı olma gibi dez avantajları da vardır. Silikon kurt/jighead kombinasyonlarıyla avlanırken bazen küçük ağızlı ve dişli balıklar tam bir baş belası olabilir. Bu gibi durumlarda yemi daha avcı yapmak ve yem kesilmelerini en aza indirmek için jighead iğnesine ilave küçük bir hırsız iğne ekmekte fayda vardır.
6. LRF disiplininde başarı sağlamak için en önemli faktörler nelerdir?
Bence LRF disiplininde başarılı olmanın birinci kuralı hedefimizi doğru belirlemek ve balık davranışlarını iyi bilmektir. Balığı nerede, ne zaman arayacağımız, oltamızın ucuna hangi yemi takacağımız ve yeme ne tür aksiyonlar vereceğimiz gibi bütün soruların cevabı hedefimizdeki balığı iyi tanımaktan geçer. Hedefimizi iyi belirleyip, o hedef doğrultusunda doğru zamanda, doğru yerde, doğru ekipmanla denediğimiz taktirde başarılı olmamızın önünde hiç bir engel yoktur.
7. LRF yemlerine nasıl ve neye göre aksiyon veriyorsunuz?
İşte cevaplaması en zor sorulardan biri bu. Yeme verdiğim aksiyon şeklini etkileyen çok fazla değişken olsa da elimden geldiğince nelere dikkat ettiğimi anlatmaya çalışacağım. Öncelikle her yem tipinin kendine has bir veya birden fazla aksiyon şekli vardır. Bunlar bilindikten sonra geriye balıkların genel karakterlerine, mevsimlere, hava şartlarına, bölgelere ve günün saatlerine göre değişkenlik gösteren beslenme aktiflik seviyelerine göre aksiyon tipini seçmek kalıyor. En çok kullandığım yem tipi olan silikon kurt/jighead kombinasyonlarından başlayacak olursam, öncelikle hedeflediğim balığa göre yemi hızlı mı, yavaş mı, dipten mi, yüzeyden mi çekeceğime karar veririm. Örneğin iri istavrit hedefiyle sığ bir sahilden avlanıyorsam yem suya düşer düşmez orta hızda düz sarımla çekmeye başlarım. Aynı balığı derin bir iskelenin ayaklarının çevresinde arıyorsam da yemi tamamen diplettikten sonra kah orta hızda düz sarımla, kah sarmayı bırakıp yemi yukarı aşağı zıplatarak, kah hem sarıp hem zıplatma aksiyonu yaptırarak balığın bulunduğu derinliği bulmaya ve ilgisini çekmeye çalışırım. Silikon kurt/jighead kombinasyonlarıyla eşkina, mırmır, sargoz, kikla gibi dip balıklarını hedeflediğim zamanlarda ise aynı aksiyonları mümkün olduğunca dibe yakın mesafede vermeye çalışırım. Burada temel mantık balığın dikkatini çekmek olduğundan kişi kendi tercihlerine göre farklı aksiyon şekilleri deneyerek de olumlu sonuçlar alabilir. Çok fazla balık türü, yem tipi ve aksiyon şekli olduğu için bu kadar fazla kombinasyonu tek tek anlatmaya çalışmanın çok gerekli olmadığı kanısındayım. Son olarak kendi keşfettiğim ve çok başarılı sonuçlar aldığım bir aksiyon şeklinden daha bahsetmek istiyorum. Özellikle zargana, tral, lüfer, yazılı orkinos ve melanur gibi yüzeye yakın avlanan hızlı balıklar için 8-12 g arası mini jigleri kamışın ucunu yukarı kaldırıp hızlı sarım ve küçük titreşim aksiyonlarıyla çektiğimde balıkların daha iştahlı saldırdığını gördüm. Tıpkı bir su üstü sahtesi gibi su yüzeyini çizerek gelen jigin çıkardığı ses ve titreşim civardaki avcı balıkların dikkatini çekerek tepki vermelerini sağlıyor. Eminim sizin de bunun gibi kendinize has birçok aksiyon şekli vardır. En doğru aksiyon şeklini bulmak için bazen balık gibi düşünmek gerekebilir.
8. LRF meralarında hangi kıyı özelliklerine dikkat ediyorsunuz? Rüzgar yönü, deniz seviyesi ve ayın hareketlerini dikkate alıyor musunuz?
Mera seçimimi büyük ölçüde hedefimdeki balığa göre yaparım. LRF disiplininin en güzel yanlarından biri de bu disiplinle avlanabilecek tür sayısının fazlalığı ve bu türlerin diğer büyük avcı balık türlerine göre daha yaygın oluşudur. Bu sayede uygun bir mera bulup keyifli vakitler geçirmeye başlamadan önce fazla uzağa gitmeye gerek kalmaz. Ayrı ayrı bütün balık türleri için mera tercihlerimden bahsetmek yerine, yem ve balık çeşitliliği bakımından zengin olan ideal LRF meralarına değinmenin daha doğru olacağı düşüncesindeyim. Şimdiye kadar gerçekleştirdiğim bütün bereketli LRF avlarını gözden geçirdiğimde iskeleler, liman mendirekleri, kayalık sahiller, dip tabiatı midye, kaya, yosun karışımı sığ kıyılar ve ırmak ağızları ön plana çıkıyor. Ayrıca yem bakımından zengin olan limanlar, yat marinaları ve balıkçı barınaklarının içleri de birçok türe ev sahipliği yapan bereketli LRF meraları olarak düşünülebilir.
Rüzgar durumu LRF avlarımda en önem verdiğim faktörlerden biridir. Çok hafif silikon kurt/jighead kombinasyonlarıyla avlanırken kafadan alınan şiddetli rüzgar atış mesafesini ciddi biçimde kısalttığı için istemeyen bir durumken, özellikle gündüz avlarında denizden karaya doğru esen şiddetli rüzgarla birlikte karışan kıyılar micro jiglerle avlanmak için en uygun koşullardandır. Bizim sularımızda deniz seviyesi çok fazla değişkenlik göstermediği için deniz seviyesi ve ayın hareketleri dikkate aldığım etkenler değil.
9. Daha önce hiç avlanmadığınız bir bölgede olta atacağınız noktayı nasıl belirlersiniz?
İşin aslı, yeni bir av noktası belirlemeden önce yaptığım ilk şey o bölgenin tecrübeli balıkçılarından bölge hakkında bilgi toplamak olur. Sosyal paylaşım platformlarında paylaşılan güncel av raporlarını takip etmek de önemli bilgi toplama yollarından biridir. Hakkında bilgi sahibi olmadığınız bir mera bütün uygun özelliklere sahip olsa bile ticari balıkçılar, bilinçsiz oltacılar ve zıpkıncılar tarafından aşırı av baskısına maruz bırakılarak içi boşaltılmış olabilir. Bu nedenle bölgenin güncel balık durumu hakkında bilgi toplamak önemlidir. Hiç bir şekilde bilgi edinemediğim zamanlarda ise hedefimdeki balık için en uygun tabiata sahip olan noktalarda denemeler yaparak kendi meramı bulma yoluna giderim.
10. LRF disiplinine yeni başlayacaklar için anahtar tavsiyeleriniz var mı?
LRF disiplinine yeni başlayacak olanların öncelikli hedefi çok ve büyük balık yakalamaktan ziyade büyük keyif almak olmalıdır. Bu disiplin bize her zaman büyük balıklar vadetmese de en küçük balıkta bile büyük keyif yaşamayı vadediyor. Doğru ekipmanlarla deniz kenarına inip birkaç balık yakaladıktan sonra LRF takımlarını bir daha asla yanınızdan ayırmak istemeyeceksiniz. LRF disiplininde biraz ustalaştıktan sonra da hatrı sayılır büyüklükteki balıklarla adrenalin dolu mücadeleler yaşamaya başlayacak ve ince takımlarla mücadele etmenin hazzını iliklerinize kadar hissedeceksiniz.
11. Paylaşmak istediğiniz özel bir LRF anınız var mı?
Geçmişe dönüp LRF disipliniyle gerçekleştirdiğim avları hatırladığımda gözümün önüne o kadar çok unutulmaz av deneyimi geliyor ki, hepsi birbirinden heyecanlı, birbirinden özel anlardı. Ayrım yapmak çok zor olsa da içlerinden bir tanesi benim için ayrı bir önem taşıyor. 2015 mart ayında incecik bir LRF takımı ve 10 gramlık kurşun kafalı silikon balıkla yakaladığım yaklaşık 5 kiloluk sarı kuyruk şimdiye kadar yaşadığım balıkçılık deneyimlerim arasında beni en çok heyecanlandıranlardan biri olmuştu. Balık oltaya vurup muazzam bir hızla makinemden misina boşaltmaya başladığında ilk düşündüğüm bu balığı asla durduramayacağım ve makinemdeki ipin tamamen boşalacağı olmuştu. Maksimum eğilen kamışım ve süratle boşalan makinemle hiç bir şey yapamadan beklediğim anlarda kendimi oltanın ucundaki balık karşısında aciz hissetmiştim. Heyecandan dizlerim titreyerek beklediğim 5 dakikalık fişeklemeden sonra nihayet balık yorulma emareleri gösterince mücadeleye başladım. Bana bir ömür gibi gelen 15 dakikalık mücadelenin sonunda hayatımın LRF trofesini kepçeleyip dışarı almayı başardım. Bu avdan önce ve sonra bunun gibi daha nice anılırım oldu. Peki siz ince takımlarla avlanmanın büyülü dünyasıyla tanışmak için ne bekliyorsunuz?
LRF tekniğini ilk defa 2011 baharında 2.5 gramlık zokalara iliştirdiğim 4 cm'lik silikon kurtlarla iskele ayaklarının çevresinde iri istavrit avında tecrübe ettim. O zamana kadar sadece teke, midye vb. doğal yemler ve şeytan oltasıyla yakaladığım iri istavritleri sahte yemlerle yakalayabiliyor olmak beni çok heyecanlandırmıştı. İşin aslı o zamanlar tam anlamıyla bir LRF takımım olmadığı için LRF disiplininin gerçek keyfinden haberdar değildim. Bir süre 10-30 g atarlı spin kamışım ve silikon kurt/jighead kombinasyonlarıyla avlanmaya devam ettim. Yapay yemlerle yakalanmayacağını düşündüğüm farklı türler yakaladıkça bu disipline olan merakım arttı. Uzun bir süre dükkan dükkan gezip LRF için hafif ekipmanlar ve yeni yemler aradım. O zamanlar ülkemizde çok az insanın bilip uyguladığı bu disiplinle alakalı sektörün olmayışını fark etmem geç olmadı. Bugün baktığımızda ise her geçen gün daha fazla kişinin merak saldığı LRF disipliniyle alakalı ülkemizde dev bir sektör var.
2. LRF disiplininde sizi cezbeden şey ne?
LRF disiplini çok kapsamlı bir konu. Kullanılan yapay yem yelpazesinin çok geniş olması ve avlanabilecek tür sayısının fazlalığı LRF disiplinini bu kadar popüler yapan faktörlerin başında geliyor. Bu disiplinle neredeyse bütün balık türlerini yakalamak mümkün olduğundan diğer at-çek disiplinlerinin aksine avdan boş dönme ihtimali de yok denecek kadar az. Bir balığı doğal yemler yerine onların taklitleriyle yakalamak son derece heyecanlı ve eğlenceli bir iştir. LRF disiplini sayesinde bu duyguyu yaşamak çok daha kolay. Bu disiplinde beni cezbeden diğer bir faktörse kullanılan takımların çok hafif ve hassas olması. Bu sayede yakalanan en küçük balıkta bile müthiş bir heyecan ve mücadele yaşanıyor. Mücadele esnasında balığın tüm kafa darbelerini ve manevralarını kamışın ucunda hissetmek avcıya çok ayrı bir keyif yaşatıyor. Biraz daha iri balıklarda ise kelimenin tam anlamıyla adrenalin patlaması yaşanıyor. Maksimum eğilen kamış, hiç susmayan kalama sesi ve her an balığı kaybetme korkusu tarifi olmayan bir heyecana dönüşüyor. Kısacası LRF disiplini 7'den 70'e herkese hitap eden son derece kolay, eğlenceli ve heyecan dolu bir balıkçılık alternatifi sunuyor.
3. LRF için ne tür takımlar tavsiye edersiniz ve neden?
LRF disiplini her çeşit yapay yemin minyatür boyda olanlarıyla uygulanan, at-çek avcılığının en hafif sınıfıdır. Bu disiplinde takım seçimi, kullanılacak yeme ve o yeme verilecek aksiyon şekline göre yapılmalıdır. LRF kamışlarında "solid ve "tubular" olmak üzere iki ayrı uç tipi bulunur. Çok hafif silikon/jighead kombinasyonları için daha esnek ve kırılganlığı düşük olan solid uçlar, sert aksiyon isteyen maket ve metal yemler içinse esneme kabiliyeti düşük olan tubular uçlar tercih edilmelidir. LRF disiplininde kullanılan yemlerin büyük bir yüzdesini oluşturan silikon/jighead kombinasyonları için atış gramaj aralığı 0-5 g, 0.5-7 g gibi uç hassasiyeti yüksek olan ve 180-230 cm arası kamışlar, nispeten daha büyük ve hızlı balıkların hedeflendiği diğer uygulamalar içinse atış gramaj aralığı 0-10 g, 3-12 g vb. olan ve 180-270 cm arası kamışlar daha uygundur. Makine seçimi de kamışla uyumlu ve hafif olmalıdır. 500, 1000, 1500, 2000 ve büyük avlar için 2500 kalibrelik makineler bu iş için uygundur. Sarım hızı gerekmediği sürece 5.1, 5.3 gibi düşük devirli makineler tercih edilmelidir. Daha hızlı avlar içinse 5.7, 6.1 gibi yüksek devirli makineler daha uygundur. Bobinaj materyali olarak monoflament veya florokarbon misinalar kullanılacaksa 0.10-0.16 mm, büyük avlar hedefleniyorsa 0.20 mm'ye kadar kalınlıklar seçilmelidir. Vuruş hassasiyeti ve yem üzerinde tam kontrol içinse spectra ipler ve süper örgüler kullanılmalıdır. Görünmezlik, şokların absorbasyonu ve sürtünme direnci için bu iplerin önüne mono veya FC avcı beden ( leader ) misinarı eklemek avın verimini büyük ölçüde arttıracaktır. Spectra ipler/süper örgüler ve avcı beden misinaları için kalınlık tercihleri "0.04/0.16 mm", "0.06/0.16-0.18 mm", "0.10/0.18-0.20 mm ve üzeri" vb. olmalıdır.
4. LRF disiplininde ne tür yemler tercih ediyorsunuz?
LRF avlarında kullandığım yemlerin büyük çoğunluğunu silikon kurtlar ve 1-10 m derinlikler için 1.5-4 g arası jighead kombinasyonları oluşturuyor. Deniz kurtları en küçüğünden en büyüğüne kadar bütün balıkların mönüsüne girdiği için bu tip yemlerle yakalanabilecek tür sayısı da diğer bütün yem tiplerinden daha fazla. Ben de LRF disipliniyle avlanmaya başladığımdan beri silikon kurt/jighead kombinasyonlarıyla sayısız balık türü yakalama fırsatı buldum. Çoğunlukla bu tip yemlerle avlandığım Marmara denizinde asıl hedefim olan iri istavritlerin peşindeyken eşkinadan, mırmıra, sargozdan, levreğe, iskorpitten, hani balığına, ispariden, kayabalığına, hemen hemen bölgede yaşayan bütün balık türlerini kandırdım. Şunu belirtmekte fayda var ki doğal deniz kurtları gündüz kaya ve midye aralarında saklanıp gece aktif oldukları için bu yem tipleriyle çok büyük oranla gece avlarında başarı sağladım. Gece avlarında en çok verim aldığım renk olan pembeyi beyaz, turuncu ve kırmızı renkleri takip etti. Bugüne kadar LRF disipliniyle silikon kurt/jighead kombinasyonları dışında mini jigler, mini maket balıklar ( dalan, batan, su üstü ), her türlü silikon balıklar, silikon karides/yengeç taklitleri, mini vibrasyon yemleri ve mini kaşık/döner kaşıklar gibi bütün yem tipleriyle balık yakalama şansı buldum. Özellikle Akdeniz avlarımda en çok keyif ve verim aldığım yem tiplerinden biri de mini jigler oldu. Mini jiglere kah micro jigging aksiyonu yaptırarak, kah hızlı düz sarımla çekerek melanurdan, lüfere, tralden, istavrite, zarganadan genç lahozlara kadar çok sayıda farklı türde başarı sağladım. Son zamanlarda en çok keyif aldığım LRF yemlerinin arasına mini popper'lar da girdi. Kamışa küçük titreşim hareketleri yaptırarak çektiğimiz mini popper'a gelen su üstü saldırılarını seyretmek bile ayrı bir keyif. Ayrıca mini popper'ların en isteksiz balıkları bile mıknatıs gibi kendine çektiğine de defalarca kere şahit oldum. Kısacası LRF disipliniyle avlanırken yeni şeyler denemek ve olumlu sonuçlar aldığımı görmekten büyük keyif alıyorum.
5. LRF disiplini için özellikle tavsiye edebileceğiniz bir yem tipi var mı?
Hedeflenen balık türüne ve mera şartlarına göre yem tavsiyelerim değişse de genel olarak tavsiye edeceğim tek bir yem tipi sorulursa cevabım kesinlikle silikon kurt/jighead kombinasyonları olur. Bu tip yemlerle tatlı su ve denizlerde her zaman için kandırabilecek bir ya da birden fazla tür vardır. 4/6/8 numara iğneli hafif bir jighead ve 2-5 cm arası silikon kurt kombinasyonlarını özellikle kayalık diplerde yukarı aşağı oynatarak gezdirdiğimiz taktirde vuruşun gelmesi uzun sürmez. Koku esanslı bir sıvı içerisinde satılan silikon kurtlarsa kelimenin tam anlamıyla balıkları kendine çeker. Fakat bu yemlerin kokusuz silikon kurtlara göre kolay parçalanma ve pahalı olma gibi dez avantajları da vardır. Silikon kurt/jighead kombinasyonlarıyla avlanırken bazen küçük ağızlı ve dişli balıklar tam bir baş belası olabilir. Bu gibi durumlarda yemi daha avcı yapmak ve yem kesilmelerini en aza indirmek için jighead iğnesine ilave küçük bir hırsız iğne ekmekte fayda vardır.
6. LRF disiplininde başarı sağlamak için en önemli faktörler nelerdir?
Bence LRF disiplininde başarılı olmanın birinci kuralı hedefimizi doğru belirlemek ve balık davranışlarını iyi bilmektir. Balığı nerede, ne zaman arayacağımız, oltamızın ucuna hangi yemi takacağımız ve yeme ne tür aksiyonlar vereceğimiz gibi bütün soruların cevabı hedefimizdeki balığı iyi tanımaktan geçer. Hedefimizi iyi belirleyip, o hedef doğrultusunda doğru zamanda, doğru yerde, doğru ekipmanla denediğimiz taktirde başarılı olmamızın önünde hiç bir engel yoktur.
7. LRF yemlerine nasıl ve neye göre aksiyon veriyorsunuz?
İşte cevaplaması en zor sorulardan biri bu. Yeme verdiğim aksiyon şeklini etkileyen çok fazla değişken olsa da elimden geldiğince nelere dikkat ettiğimi anlatmaya çalışacağım. Öncelikle her yem tipinin kendine has bir veya birden fazla aksiyon şekli vardır. Bunlar bilindikten sonra geriye balıkların genel karakterlerine, mevsimlere, hava şartlarına, bölgelere ve günün saatlerine göre değişkenlik gösteren beslenme aktiflik seviyelerine göre aksiyon tipini seçmek kalıyor. En çok kullandığım yem tipi olan silikon kurt/jighead kombinasyonlarından başlayacak olursam, öncelikle hedeflediğim balığa göre yemi hızlı mı, yavaş mı, dipten mi, yüzeyden mi çekeceğime karar veririm. Örneğin iri istavrit hedefiyle sığ bir sahilden avlanıyorsam yem suya düşer düşmez orta hızda düz sarımla çekmeye başlarım. Aynı balığı derin bir iskelenin ayaklarının çevresinde arıyorsam da yemi tamamen diplettikten sonra kah orta hızda düz sarımla, kah sarmayı bırakıp yemi yukarı aşağı zıplatarak, kah hem sarıp hem zıplatma aksiyonu yaptırarak balığın bulunduğu derinliği bulmaya ve ilgisini çekmeye çalışırım. Silikon kurt/jighead kombinasyonlarıyla eşkina, mırmır, sargoz, kikla gibi dip balıklarını hedeflediğim zamanlarda ise aynı aksiyonları mümkün olduğunca dibe yakın mesafede vermeye çalışırım. Burada temel mantık balığın dikkatini çekmek olduğundan kişi kendi tercihlerine göre farklı aksiyon şekilleri deneyerek de olumlu sonuçlar alabilir. Çok fazla balık türü, yem tipi ve aksiyon şekli olduğu için bu kadar fazla kombinasyonu tek tek anlatmaya çalışmanın çok gerekli olmadığı kanısındayım. Son olarak kendi keşfettiğim ve çok başarılı sonuçlar aldığım bir aksiyon şeklinden daha bahsetmek istiyorum. Özellikle zargana, tral, lüfer, yazılı orkinos ve melanur gibi yüzeye yakın avlanan hızlı balıklar için 8-12 g arası mini jigleri kamışın ucunu yukarı kaldırıp hızlı sarım ve küçük titreşim aksiyonlarıyla çektiğimde balıkların daha iştahlı saldırdığını gördüm. Tıpkı bir su üstü sahtesi gibi su yüzeyini çizerek gelen jigin çıkardığı ses ve titreşim civardaki avcı balıkların dikkatini çekerek tepki vermelerini sağlıyor. Eminim sizin de bunun gibi kendinize has birçok aksiyon şekli vardır. En doğru aksiyon şeklini bulmak için bazen balık gibi düşünmek gerekebilir.
8. LRF meralarında hangi kıyı özelliklerine dikkat ediyorsunuz? Rüzgar yönü, deniz seviyesi ve ayın hareketlerini dikkate alıyor musunuz?
Mera seçimimi büyük ölçüde hedefimdeki balığa göre yaparım. LRF disiplininin en güzel yanlarından biri de bu disiplinle avlanabilecek tür sayısının fazlalığı ve bu türlerin diğer büyük avcı balık türlerine göre daha yaygın oluşudur. Bu sayede uygun bir mera bulup keyifli vakitler geçirmeye başlamadan önce fazla uzağa gitmeye gerek kalmaz. Ayrı ayrı bütün balık türleri için mera tercihlerimden bahsetmek yerine, yem ve balık çeşitliliği bakımından zengin olan ideal LRF meralarına değinmenin daha doğru olacağı düşüncesindeyim. Şimdiye kadar gerçekleştirdiğim bütün bereketli LRF avlarını gözden geçirdiğimde iskeleler, liman mendirekleri, kayalık sahiller, dip tabiatı midye, kaya, yosun karışımı sığ kıyılar ve ırmak ağızları ön plana çıkıyor. Ayrıca yem bakımından zengin olan limanlar, yat marinaları ve balıkçı barınaklarının içleri de birçok türe ev sahipliği yapan bereketli LRF meraları olarak düşünülebilir.
Rüzgar durumu LRF avlarımda en önem verdiğim faktörlerden biridir. Çok hafif silikon kurt/jighead kombinasyonlarıyla avlanırken kafadan alınan şiddetli rüzgar atış mesafesini ciddi biçimde kısalttığı için istemeyen bir durumken, özellikle gündüz avlarında denizden karaya doğru esen şiddetli rüzgarla birlikte karışan kıyılar micro jiglerle avlanmak için en uygun koşullardandır. Bizim sularımızda deniz seviyesi çok fazla değişkenlik göstermediği için deniz seviyesi ve ayın hareketleri dikkate aldığım etkenler değil.
9. Daha önce hiç avlanmadığınız bir bölgede olta atacağınız noktayı nasıl belirlersiniz?
İşin aslı, yeni bir av noktası belirlemeden önce yaptığım ilk şey o bölgenin tecrübeli balıkçılarından bölge hakkında bilgi toplamak olur. Sosyal paylaşım platformlarında paylaşılan güncel av raporlarını takip etmek de önemli bilgi toplama yollarından biridir. Hakkında bilgi sahibi olmadığınız bir mera bütün uygun özelliklere sahip olsa bile ticari balıkçılar, bilinçsiz oltacılar ve zıpkıncılar tarafından aşırı av baskısına maruz bırakılarak içi boşaltılmış olabilir. Bu nedenle bölgenin güncel balık durumu hakkında bilgi toplamak önemlidir. Hiç bir şekilde bilgi edinemediğim zamanlarda ise hedefimdeki balık için en uygun tabiata sahip olan noktalarda denemeler yaparak kendi meramı bulma yoluna giderim.
10. LRF disiplinine yeni başlayacaklar için anahtar tavsiyeleriniz var mı?
LRF disiplinine yeni başlayacak olanların öncelikli hedefi çok ve büyük balık yakalamaktan ziyade büyük keyif almak olmalıdır. Bu disiplin bize her zaman büyük balıklar vadetmese de en küçük balıkta bile büyük keyif yaşamayı vadediyor. Doğru ekipmanlarla deniz kenarına inip birkaç balık yakaladıktan sonra LRF takımlarını bir daha asla yanınızdan ayırmak istemeyeceksiniz. LRF disiplininde biraz ustalaştıktan sonra da hatrı sayılır büyüklükteki balıklarla adrenalin dolu mücadeleler yaşamaya başlayacak ve ince takımlarla mücadele etmenin hazzını iliklerinize kadar hissedeceksiniz.
11. Paylaşmak istediğiniz özel bir LRF anınız var mı?
Geçmişe dönüp LRF disipliniyle gerçekleştirdiğim avları hatırladığımda gözümün önüne o kadar çok unutulmaz av deneyimi geliyor ki, hepsi birbirinden heyecanlı, birbirinden özel anlardı. Ayrım yapmak çok zor olsa da içlerinden bir tanesi benim için ayrı bir önem taşıyor. 2015 mart ayında incecik bir LRF takımı ve 10 gramlık kurşun kafalı silikon balıkla yakaladığım yaklaşık 5 kiloluk sarı kuyruk şimdiye kadar yaşadığım balıkçılık deneyimlerim arasında beni en çok heyecanlandıranlardan biri olmuştu. Balık oltaya vurup muazzam bir hızla makinemden misina boşaltmaya başladığında ilk düşündüğüm bu balığı asla durduramayacağım ve makinemdeki ipin tamamen boşalacağı olmuştu. Maksimum eğilen kamışım ve süratle boşalan makinemle hiç bir şey yapamadan beklediğim anlarda kendimi oltanın ucundaki balık karşısında aciz hissetmiştim. Heyecandan dizlerim titreyerek beklediğim 5 dakikalık fişeklemeden sonra nihayet balık yorulma emareleri gösterince mücadeleye başladım. Bana bir ömür gibi gelen 15 dakikalık mücadelenin sonunda hayatımın LRF trofesini kepçeleyip dışarı almayı başardım. Bu avdan önce ve sonra bunun gibi daha nice anılırım oldu. Peki siz ince takımlarla avlanmanın büyülü dünyasıyla tanışmak için ne bekliyorsunuz?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)































































