21 Şubat 2015 Cumartesi

Baltabaş Sınavım

Kasım ayının başından itibaren baltabaş karagöz ve eşkina avlarım da güzel bir seri yakalamıştım.Arayı fazla açmadan sık sık ava gidebiliyor ve keyifli avlar geçiriyordum. Taa ki vize haftası başlayana kadar...Vize haftası demek aklımda levrekler-karagözler elimde ise defter kitapla geçecek on gün demekti.

 Yaptığım avlarla aynı güzellikte ilk yedi sınavı geride bıraktıktan sonra son güne iki sınavım kalmıştı.Sona yaklaştıkça iyice aşka gelen balık sevdam sabırsızlığımı yeterince arttırmıştı.Bunun nedeni ise böyle güzel seyreden havalarda son on gün içerisinde balık namına yaptığım tek şey Savaş (Dursun) abimle yapmış olduğum bir iki saatlik balık sohbetiydi.Lrf  tekniğiyle kandırdığı balıkların hikayelerini keyifle dinlerken eline küçük silikon kurtçukları alıp deniz kenarına inmemek mümkün değildi.Fakat ne yapıp ettiysem şuana kadar lrf tekniğiyle ile sadece bir kez balığı kandırmayı başarabilmiştim.


 Son güne kalan iki sınavım beni hem fiziki olarak hem de zihni olarak fazlasıyla yıpratmıştı.Saat 16.00 sularında sınavdan çıktım.Bir buçuk saatlik bir uykuyla duruyordum ama aşk başkaydı elbette.Hiçbir olumsuzluğa aldırış etmemeye karar verdim.Eve dönerken hava bozmaya başladı bu gidiş ile meraya varana kadar patlayacağı da belliydi.Mendireğin ucundan avlanmam mümkün değildi.Balığa gitmemek gibi bir düşünce aklımdan geçemezdi,geçmemeliydi de.Hava muhalefetinden oluşan anlık krizi fırsata dönüştürerek yaptığım bütün hazırlıkları olduğu gibi bıraktım ve şeytan oltasıyla avlanmaya karar verdim.Fırsat diyorum çünkü böyle havalarda koca koca balıkları liman içinde çok defa avlamayı başarmıştım.Evden çıkarken yanıma birkaç tane iğne bir makara misina ve kepçemi aldım.Zor bir haftayı geride bırakmanın huzuruyla yürürken birde güzel bir balık yakalamanın hayaliyle gülümseyerek vardım meraya.

 Teke çıkarmak inanılmaz zorlaşmıştı iri boylarını bulmak ise neredeyse imkansızdı.Her ne kadar olumsuzluklara aldırış etmesem de biraz umutsuzluğa kapılmadım diyemezdim.Bu yüzden teke çıkarmaya fazla gayret sarf etmeyerek yolda gelirken bulduğum pet bardağın içine dört tane teke koyarak yat limanının içine girdim.Hava bozduğu için kısa bir av planlamıştım.Ne kadar kısa olsa da deniz kenarında iyot kokusunu içime çekerken elimdeki misinanın akmasının hayali kurmak son on günün stresini  atmam için yeterliydi.

 Şeytan oltasıyla avlandığım zamanlarda genellikle 0.18 mm-0.26 mm kalınlığında misinalar kullanırım.Bunun sebebi tekenin daha doğal hareket etmesi ve daha uzun atışlar yapabilmekti.Fakat rüzgar yeterince şiddetli bir şekilde arkamdan estiği için mesafe sorunu yaşamayacaktım.Liman içinde dahi su yeterince hareketli olduğu için teke hafif akıntıya kapılıp salınıyordu hayalimdeki levreğin de tekeye atlama ihtimalini düşünerek bu avımda 0.30 mm misina kullanmaya karar verdim.


Yat limanının üç tarafını çepeçevre saran iskeleler duba şeklindeydi.Kıyıya paralel geniş bir hat ve bu hat üzerinden de kıyıya dik bir şekilde parmak iskelelerden oluşuyordu.Kıyıya dik olan iskelelerinde en uç kısmı zincirlerle dibe sabitlenmişti.Ortası boşluk olduğu için dikkat etmem gereken en önemli faktör ses yaparak iskelenin altındaki balıkları kaçırmamaktı.Başarılı bir sızma operasyonuyla sessiz, sakin ve yavaş adımlarla iskelenin ucuna ilerledim.Saat 17.55 gibi ucunda sadece teke olan iğneyi sallayarak ivme kazandırdıktan sonra suyla buluşturdum.Yaklaşık 3 dakika sonra bir iki tırtıkladıktan sonra balık öyle kuvvetli bastı ki adrenalin bir anda tavan yaptı.Başladım mücadeleye balık iskelenin direk altına kaçmak yerine sağ tarafımdaki yatın altına doğru yol aldı.Zincirlere dolaşma ihtimali ortadan kalktığı için rahatlasam da balığı durduramıyordum.Bir süre daha yorulmadan bu hızla giderse kontrol edemeyeceğim belliydi ve öyle oldu 45 sn. bir mücadeleden sonra bir anda misina boşaldı.İğneyi kesmemişti normal bir durum değildi ama vakit kaybetmeden ikinci tekeyi takıp attım.Henüz yem dibe ulaşmadan müthiş bir vuruş daha geldi heyecanla misinayı tutunca iskelenin üstünde duran makara suya fırladı.Elimdeki balık ilk balığa göre çok daha hızlı yol alıyordu ve açığa doğru yüzüyordu sakinliğimi korumak için balıkla konuşmaya başlamıştım bile.. İşte levrek sensin oğlum gel bakalım senden almam gereken bir intikam var.. Ve yine aynı son elimdeki misinanın boşalmasıyla çöküşe geçtim.Bu sezon levrekten yediğim ikinci darbeydi.Boş misinayı toplarken ki hayal kırıklığımı siz tahmin edin.Kendimi hızla toplayarak bir yandaki iskeleye geçtim.Henüz iki potansiyel balığım vardı ve saatte 18.05 olmuştu.Tekrardan oltamı yemledim ve suyla buluşturdum.Beklemeye başladıktan iki dakika sonra tek hamleden oluşan bir vuruşla misinam ilk başta gerildi ve hızla akmaya başladı.Üç teke üç vuruş bu gecenin hakkını yememeliydim kesinlikle.Daha dikkatli bir şekilde balığı yönlendirmeye başladım.Çekirge de iki sıçralamalık hakkını kullanmıştı ne de olsa.Zaman geçtikçe balığı yormuş ve yaklaştırmayı başarmıştım zincire takılmazsa bu sefer sudan kesecektim.Dört dakika geçmişti balık iyice yorulmuş fakat su üstüne çıkmamıştı ayağa kalktım ve kamış olmadığından zincire takılmaması için ellerimi de kaldırarak balığı yukarıya doğru çekmeye başladım.En sonunda balığı su üstüne çıkarmayı başarmıştım son bir kez daha fişeklemesine izin vermeden kepçelemeyi başarmıştım balığı.


Yaklaşık altı dakika süren keyifli bir mücadelenin galibi ben olmuştum.Kepçenin içinde yatan asil savaşçı ise 1.370 gramlık bir baltabaştı.Ava başlayalı henüz 17 dakika olmuştu ama yeterince keyifli bir av yaptığıma kanaat getirerek son tekeyi usulca denize bıraktım ve avı sonlandırdım.Daha güzel avlar yapabilmeniz dileğiyle rast gele..                                                                            

1 yorum:

  1. sa sefa kardesım ya bırgun cagırında bızde tutamasakta seyretme keyfını yasayalım ben ıstanbuldayım ıstedıgın an her yer uyar bana beklıyom cagırmanı

    YanıtlaSil