1 Ocak 2016 Cuma

Beklenen Buluşma

Antalya'ya taşındığım günden beri heyecanla kasım ayının gelmesini bekliyordum. Çünkü kasım ayı iri tral sürülerinin kıyılarda yoğun olarak av verdiği dönemin başlangıcı. Önceki senelerde balık avı ve tatil amaçlı geldiğim Antalya'da kalabalık tral sürülerine denk gelip shore jigging yöntemiyle çok bereketli tral avları gerçekleştirmiştim. Oltaya yakalandıktan sonra cüsselerinden beklenmeyecek şekilde mücadele sergileyen traller hem yakalamasını, hem fotoğraflamasını, hem de yemesini en sevdiğim balıkların başında geliyor. Yeni tral sezonu gelmeden önce spin makinemde sarılı olan ipi 0.20 mm'ye çıkarıp önüne 1 kulaç 0.39 mm FC şok misinası bağlayarak sinarit, kuzu ve grida gibi muhtemel daha büyük balıklara karşı kısmen önlem almaya çalıştım. Nihayet heyecanla beklediğim kasım ayının gelmesiyle birlikte fırsat bulabildiğim sabah ve akşam sularında spin takımım ve 28-40 gramlık jiglerle deneyerek öncü tral sürülerini beklemeye başladım.

20 kasım sabah suyunda da gün ağarmadan mendirek kayalıklarının dış tarafındaki yerimi aldım. Baraküda kandırabilmek umuduyla 15 dakika kadar beyaz renkli bir maket balıkla at-çek yaptıktan sonra hava aydınlanmaya başlarken, üzerinde 1/0 numara sağlam bir asist kanca bulunan 40 gramlık gümüş hologramlı jigle trale denemeye başladım. Hava hala yeterince aydınlanmadığından balıkların jigi görüp göremeyecekleri konusunda şüpheliydim. İkinci atışımda yaklaşık 70 m'ye gönderip çeşitli shore jigging aksiyonlarıyla yarı mesafeye kadar çektiğim jige sağlam bir vuruş gelince şüphelerim kayboldu. Balık kuvvetli kafa darbeleri vurarak tüm gücüyle aşağı basıyordu. Mücadele şekline bakılırsa oltanın ucundaki güzel bir tral olmalıydı. Takımıma güvendiğim için kalamamı sıkıp var gücümle balığı çekmeye çalıştıysam da balık kıyıya 10 m kala ipimi kayalara dolamayı başardı. Mendireğin, ilk defa olta salladığım bu kısmında önümdeki sığlığı fark edememiştim. Takımın kopmaması için asılmayı bırakıp balığın kayalardan uzaklaşmasını beklemekten başka çarem yoktu. Çok şükür ki balık yön değiştirip ipi kayalardan kurtarınca tekrar asılıp balığı dışarı almayı başardım.


Sezonun ilk iri tralini yakalamış olmanın mutluluğuyla çabucak birkaç kare fotoğraf çektirip ava kaldığım yerden devam ettim. Traller genelde kalabalık sürüler halinde dolaştığı için sürü yer değiştirmeden birkaç balık daha kandırabilmeyi umuyordum. İlk balıktan sonraki atışımda aynı noktada boşa giden bir vuruş alıp takip eden atışımda güzel bir trali daha dışarı almayı başardım. 2. balıktan sonra üst üste 2 atışımda vuran olmadı. Anlaşılan sürü yer değiştirmişti. Üzerinde durduğum taşı değiştirmeden sağ ve sol çaprazıma uzun atışlar gerçekleştirerek sürüyü ararken peş peşe 2 atışımda 2 tral daha kandırıp sürü kaybolunca avı sonlandırdım. Yer değiştirip denemeye devam etsem sürüyü tekrar bulma ihtimalim olduğunu bilsem de yaşadığım heyecan ve kovamdaki 4 balık bana fazlasıyla yeterdi.



Fırsat bulabildiğim bütün sabah sularında denediğim halde bir süre tral sürüsüne denk gelemedim. 27 kasım sabahına fırtına şiddetinde esen rüzgar ve köpük köpük karışan bir denizle uyanınca bir şeylerin değişebileceğini hissettim. Avlandığım bölgede rüzgar gün batısından kuvvetli esip dev dalgalar mendirek kayalıklarının dış tarafını dövdüğü zaman tral sürüleri karışık sularda avlanmak için kayalıkların dibine kadar iniyor. Böyle havalarda günün her hangi bir zamanında kalabalık tral sürülerine denk gelme ihtimali artıyor. İşte bu umutlarla 27 kasım öğlen yemeği arasını da olta atarak değerlendirmeye karar verdim. Saat 12:15 gibi meraya inip spin takımım ve 30 gramlık bir jigle denemeye başladıktan çok kısa bir süre sonra ilk vuruş geldi. Gelen yakışıklı bir traldi. Balığı kovaya atıp vakit kaybetmeden kısa, seri shore jigging aksiyonlarıyla denemeye devam ettim. Çok geçmeden kıyıdan yaklaşık 15 metre açıkta bulanıklığın içinden güzel bir vuruş daha aldım. İkinci balığı kovaya attıktan sonra peşe peşe vuruşlar gelmeye devam etti. 45 dk sonra avı sonlandırdığımda kovamda 4 güzel tral yatıyordu. Yarı yolda kurtulup kaçan 3 balığı da sayarsak kısacık öğlen arası kaçamağı için fazlasıyla keyifli bir av oldu.



Ertesi sabah gün ağarmadan bu sefer daha kalabalık bir arkadaş grubu olarak meradaki yerimizi alıp jiglerimizi suyla buluşturduk. Rüzgar bir önceki güne göre azalmış, denizin bulanıklığı kaybolmuş ama fırtınadan kalan ölü dalgalar kayalıkları dövmeye devam ediyordu. Tral avı için bütün koşullar uygundu. Günün ilk ışıklarıyla birlikte, önce Mehmet abi, hemen ardından Burak abi ve ben, peş peşe vuruşlar aldık. Tahmin ettiğimiz gibi tam önümüzde kalabalık bir sürü vardı. Bazen dibe inmesini beklerken balıklar jigi havada kapıyor, balık oltadan kurtulur kurtulmaz sürüden başka bir balık yapışıyordu. Yaklaşık 2 saat boyunca balık bir yaptı, bir kesti. Oltalarımızı büküp son ana kadar mücadeleyi bırakmayan, kah kurtulup savaşı kazanan, kah kovaya giren onlarca balıkla çok keyifli ve adrenalin dolu bir av geçirdik. Saat 08:00 gibi avı sonlandırmaya karar verdiğimizde sürünün yakınlarda bir yerde dolaştığını ve çok geçmeden tekrar geleceğini biliyorduk. Sabırla atıp çekmeye devam etsek akşama kadar çok daha fazla balık yakalama ihtimalimiz olsa da güneşin doğuşunu deniz kenarında karşılamanın huzuru ve yakaladığımız balıkların heyecanı bize yetmişti. Bugünlük bu kadar yeter deyip hafızalarımızdan uzun süre silinmeyecek olan avımızı fotoğraflarla ölümsüzleştirme işine koyulduk.




Aynı merada çeşitli jiglerle denemeye devam ederek ertesi sabah suyunda 2, 2 aralık sabahı 1, 7 aralık sabahı 1 ve 8 aralık sabahı 2 tral daha kandırdım. Sezon yeni başlamıştı. Ocak sonuna kadar devam edecek tral sezonu boyunca kim bilir daha ne sürülere denk gelecek, ne kovalar dolduracaktım. Bütün sene heyecanla bu dönemi beklediğim için aklıma başka balıklara yönelmek gelmiyordu. Muhtemelen tral sezonu bitene kadar her sabah aynı balığın peşinden koşarım diye düşünüyordum ama düşündüğüm gibi olmadı. Birkaç gün sonra öyle bir balığa denk geldim ki, bütün fikirlerim değişti. O günden sonra uzun süre trale denemek aklıma bile gelmedi...





2 yorum: